Site İçeriğinin Seo İle Uyumu

Milyonlarca web sitesi arasından, arama sonuçlarında özellikle Google gibi dev bir arama motoru önceliği site içeriklerine göre belirlemektedir. Sitenizin içerdiği yazı, video, resim gibi dataları ne kadar kullanıcıyı tatmin ederse ve beklentilerini karşılarsa, siteniz o kadar üst sıralarda yerini alacaktır. Elbette içerik yazımı da seo çalışmasının bir parçasıdır ve püf noktaları vardır.
Bir marketten kuruyemiş aldınız. Aldığınız ürün içerisinde yarısının çürük veya hasarlı olduğunu düşünün. Kısa sürede satışlarınız olumsuz yönde etkilenecektir. Benzer şekilde site içeriğinizin de internet kullanıcılarının beklentilerini karşılayacak nitelikte olması önemlidir. Ancak bunun dışında yazılarınızda önem vermeniz gereken ayrıntılar mevcut.
Bir makale yazımında, seçeceğiniz yazı başlığı mutlak surette konuyla ilgili anahtar kelime içermelidir. Bu seo için önemli bir durumdur. Çünkü mevcut url olarak da bu kelimeler geçecek ve arama sonuçlarında sıralamanızda etkili olacaktır. Bu mantık ile yazı içeriğinde de ilgili anahtar kelimelerin yoğun kullanılması da elbette fayda sağlayacaktır. Ancak çok aşırıya kaçıp, sürekli anahtar kelimeler üzerinden makale yazımı yaparsanız bir süre sonra arama motorları sizi spam içerik olarak algılayabilir. Bu yüzden bu konuda mümkün olduğunca hassas olmalısınız.
Yazılarınızda anahtar kelimelerin bulunduğu yerlerde, kalın yazı olacak şekilde düzenleme yapmanız, arama motorlarının dikkatini çekecek ve sizi o kelimelerde daha popüler kılacaktır. Aynı şekilde bunu italik yazı şeklinde de yapabilirsiniz.
Diğer yandan yazı içeriğinizde site içi linkleme de oldukça önemlidir. Seo kelimesi geçen kısımlarda, seo kelimesini, etiket sayfasında “seo” etiketi sonuçlarını gösteren url ile bağlamanız durumunda, bu yazının indexlendiği durumda etiket sayfanız da indexlenecek ve diğer seo başlıkları da güncellenmiş olacaktır. Bu da önemli bir ayrıntı olarak makalelerinizde dikkat etmeniz gereken bir konudur.
Yazılarınızda yazım hatalarının bulunmamasına özen göstermelisiniz. Arama motorları yazım yanlışlarını fark edebilir. Ayrıca h1,h2,h3 etiketlerini kullanarak başlıklar oluşturmanız da dikkat çekmesi açısından faydalıdır.
Her geçen gün yenilenen kurallar ve geliştirilen sistemler ile daha akılcı sonuçlar veren arama motorlarında belirttiğimiz kurallara önem vermeniz, sitenizin zamanla istatistiklerine yansıyacaktır.

SEO Açısından Yazı Başlıkları (Titles) Ne Kadar Önemli ?

SEO açısından yazı ve sayfa başlıkları (titles) ne kadar önemli ? Bugün Google Webmaster Blog‘da okuduğum yazı bu soruya gayet iyi bir yanıt getiriyor aslında. Çok fazla birşey anlatmadan yazıyının ilk paragrafını ve asıl önemli olan kısmını Türkçe olarak aktarmak istiyorum.

Google Webmaster Central Blog’da yayınlanan “Arama Sonuçlarında Daha İyi Sayfa Başlıkları” adlı yazının ilk paragrafı:

Sayfa başlıkları, arama sonuçlarımızın önemli bir parçası: her bir arama sonucunun ilk satırı ve arama yapan kişinin sayfaya ulaşmasını sağlayan mevcut bağlantılardır. Webmaster’lara tavsiyemiz, arama yapan kişiye sayfanın ne hakkında olduğunu anlatmak için her zaman eşsiz, açıklayıcı sayfa başlıkları (ve meta açıklamarı) kullanmalarıdır.

Google’ın tavsiyesinden çıkarılacak ders şu ki yazı başlıklarında herkesin kullandığı basma kalıp başlıklardan uzaklaşarak daha orjinal ve açıklayıcı başlıklar bulmak. SEO açısından önemli bir detay ama bir çok blogcunun düştüğü bir hata bu. Güncel bir haber yayınlandığı zaman dikkat ediyorum herkes aşağı yukarı aynı başlıkları atıyor. Google ise kullanıcılarına en orjinal ve faydalı olan içeriği sunmak istiyor.

Google’ın arama sonuçları alogaritmasını sürekli olarak değiştirdiğini ve geliştirdiğini göz önüne alacak olursak Google’dan gelen her bir tavsiyeyi can kulağıyla dinlemek gerekir.

Seo’da Spam ve Sandbox Riskine Dikkat

Seo çalışmalarımızın temel amacı arama motorlarından ziyaretçi çekmektir. Bir çok webmaster bu aşamada ziyaretçi çekmek adına, kullanıcıların aradığı içeriği tam olarak yansıtmadan, spam olarak isimlendirdiğimiz içerik, sadece ilgi çekici başlık ve anahtar kelimelerin seo ile birleşmesi yanı sıra içerik olarak sıradan veya başlık ile alakasız olan başlıklardır. Arama motorları tarafından ve aynı zamanda da ziyaretçiler tarafından hoş karşılanmaz.
Spam içerik kısa vadeli olsa da site sahiplerine kazandırıcı özelliklidir. Yüksek hit getirisi yanında bazı riskleri de vardır. Arama motorları tarafından spam içerik olarak algılanırsanız bu noktada sandbox denilen durumla karşı karşıya kalabiliriz. Sandbox çok kısa bir tarifle; site içeriğinizdeki olumsuz art niyetle yapılan tekrarların, balıkla alakasız içeriğin sadece ziyaretçi amacı güdülerek oluşturulan sitelerin arama motorları tarafından sonuçlarda listelenmesinin engellenmesidir. Bu şekilde ziyaretçi çekmeye çalışırken ziyaretçisiz kalmamıza yol açar. Belki kısa sürede fark edilmesek de, bir süre sonra milyonlarca dolar yatırımın yapıldığı arama motorlarına elbette bir gün yakalanırız. Bu nedenle spam her ne kadar faydalı da olsa seo açısından kaçınılması gereken bir konudur.
Spam içerik kısa vadeli hit kaynağı olması dışında, bir başlıkta oldukça fazla anahtar kelime ve basit ve kısa tekrarlanan içerik ile ziyaretçilerinizi rahatsız eder ve ziyaretleriniz oldukça kısa süreli olur. Bunu da elbette arama motorları fark edecektir.
Seo ve Google kelimeleri arasında hedef her zaman zengin içerik ve hedef kitleye fayda sağlayacak, insanlığa faydalı siteler üretmek olmalıdır. Google buradan yola çıkarak birçok algoritma geliştiriyor ve çalışmalarını sürdürüyor. Spam içerik için tedbir olarak sandbox denilen filtre sistemini uyguluyor.
Eğer yeni bir site sahibi iseniz bu konuda oldukça dikkat etmelisiniz. Yeni açılmış ve kısa sürede inanılmaz çıkış gösteren siteler elbette Google tarafından dikkat çeker ve incelemeye alınır. Kısa sürede de spam içerik barındırıyorsanız çalışmalarınız boşa gider ve filtreye girersiniz. Bu nedenle her zaman çalıştığınız sitelerde insanlığa faydalı olacak şekilde içerikler hazırlayın ve spam olarak algılanabilecek her türlü çalışmadan kaçının.

Kaliteli ve Kalıcı SEO için

Sizlere bu yazımızda uzun vadeli ve Google yönergelerine uygun bir SEO için gerekli ön şartları anlatacağız. Öncelikle ilk olarak aldığnız domain’nin içerisinde firma adınız yanında anahtar kelimeniz de geçmelidir. Bu işe başlarken hiç kuşkusuz size büyük bir avantaj sağlayacaktır. Örneğin ”duşakabin” sektörüne giren Mert şirketi “dusakabinmert” domain’i alması anahtar kelimenin başta olması gerekmektedir.
2. olarak kaliteli bir firmadan host alması ve host’un hızının çok iyi olması gerekmektedir. En iyi projeyi bile yapsanız şayet hostunuzla ilgili sorunlar var ise projeniz google tarafından sevilmeyecektir.Yavaş açılan veya açılmayan sık sık kapanan bir siteyi kimse ziyaret etmek istemeyecektir. Onun için alacağınız host firmasının kurumsal olmasına dikkat ediniz.Özelikle freelance bu işi yapan kişilerden uzak durun hostla ilgili en ufak sorunda bu kişilere ulaşmama sorununuz olacaktır. Host firması seçerken firmanın yedek alıp almadığını kesinlikle öğrenin günlük haftalık yedek alan firmalardan birisini tercih edin.
Bir önemli husus ise alacağınız domaininin mümkünse com, net, org, com.tr veya gen.tr olmasına dikkat edin ve kurumsal bazlı bir iş yapacaksanız com.tr alan adınızı tescil ettirin.
Site yapım aşamasında kendi site yapma bilginiz yok ise, tasarımı gene kendini ispat etmiş ve sizin kurumsal kimliğinizi ön plana çıkarabilecek bir firma ile yapın.Şayet sık sık güncelleme yapılması gereken bir sektörde iseniz ya web tasarım firmasına bu durumu iletiniz , satış sonrası destek almanız gerektiği belirtiniz.Sitenizi kendiniz yapamıyorsanız da içerik konusunda ve resimler konusunda kesinlikle işi baştan kendiniz ele alınız muhtemeldir ki işi vereceğiniz tasarım firmasının sizin konunuzla ilgili pek bilgisi olmayacak ve sağdan soldan toparladığı bilgileri sitenize yerleştirecek ve baştan olaya 2-0 yenik başlayacaksınız google yönergelerinin en önemli adımlarının başında hiç kuşkusuz benzersiz içerik gelmektedir.
Bundan sonra yapmanız gereken en önemli adım ise insanların dikkatini çekecek kaliteli ve benzersiz içerikleri sitenize gelecek ziyaretçilerle paylaşmanız olacaktır. Genel olarak altı ay gibi bir süreçte yolunuza düzgün bir şekilde devam ettiğiniz takdirde google sitenizi sevecek ve sizleri hak ettiğiniz yerlerde gösterecektir.
Bu aşamalar arasında kalıcı SEO için yine sitenizi tanıtıcı yazıları sosyal medyada, dizinlerde paylaşmayı unutmayın !!!

Google Analytics Artık Feed Tıklamalarını da Sayıyor

Google‘dan yapılan açıklamaya göre bundan böyle Google Analytics, takip ettiği verilere AdSense for Feeds ve Google Feedburner tıklama verilerini de takip edecek. Bu sayede feed üzerinde reklam vermek için iki farklı araç kulllanmak yerine, eğer bu araçlardan herhangi birisini kullanıyorsanız, reklamlarınıza kaç kere tıklandığını görebileceksiniz. Google Analytics’in sunduğu diğer veriler sayesinde de Feedburner’ın sitenize ne kadar trafik kattığını da görebileceksiniz.

Google Analytics üzerinden artık Feedburner tıklama verilerine ulaşılabilecek.

Eğer Google Feedburner’ın AdSense for Feeds özelliğini kullanıyorsanız, bu yeni özellik ile birlikte beslemeler üzerindeki linklerin kaynağı “Feedburner” olarak etiketlenecek. Beslemelerinizin içeriği de kullanıcıların ilgili beslemeleri görüntülediği uygulama bazında sınıflandırılacak. Bu Google Reader olabilir, Yahoo! Mail olabilir ya da diğer RSS yazılımları olabilir. Bu veriyi Google Analytics hesabınızdaki Tüm Trafik Kaynakları (All Traffic Sources) görünümü altında görebilirsiniz.

Eğer hala Google Analytics’e kayıt olmadıysanız, belki de şimdi tam sırası. RSS beslemelerine reklam vermek pek çok şeyi değiştirebilir.

Google Translate Artık Hem Konuşuyor Hem De Gerçek Zamanlı Çalışıyor

Google‘ın 51 farklı dili desteklediği çeviri uygulaması Google Translate, geçtiğimiz günlerde yeni özelliklerini duyurdu. Duyurulan özellikler arasında hiç şüphesiz gerçek zamanlı çeviri desteği başı çekiyor.

Her ne kadar şirket “Translate” (Çevir) düğmesini uygulamadan kaldırmasa da, artık bu düğmenin bir işlevi kalmadı zira siz metin kutusuna yazı yazmaya başladıkça, ilgili yazının çevirisi sitede belirmeye başlayacak. Uygulama gerçekten sorunsuz çalışıyor. Gerçek zamanlı çeviri desteği ile diğer dillerde cümle oluşturmak daha kolay ve verimli hale gelmiş durumda.

Google Translate uygulamasına eklenen diğer özelliklerin de bundan aşağı kalır yanı yok. Eklenen diğer bir özellik ise latin alfabesini kullanmayan dillerin (Çince, Japonca ve Korece gibi) İngilizce okunuşlarını uygulama üzerinde görebiliyorsunuz. “Show romanization” düğmesine tıkladığınızda ilgili çevirinin ana dili İngilizce olanlara yönelik okunuşunu görebilir, bu sayede ilgili çevirinin nasıl okunduğunu anlayabilirsiniz. İbranice, Arapça ve Persçe henüz desteklenmese de Arapça, Persçe ve Hintçe diller için eklenen diğer bir özellik sayesinde ilgili dillerdeki bir kelimeyi İngilizce okunuşu ile yazarak, Google’ın onu doğal haline dönüştürmesini sağlayabilirsiniz.

Son olarak, Google İngilizce çeviriler için metin okuma desteğini de etkinleştirmiş durumda. Tek yapmanız gereken çeviri sonucundaki hoparlör simgesine tıklamak.

Tüm bu yeni özellikler ele alındığında, başta gerçek zamanlı çeviri özelliği olmak üzere Google Translate uygulamasının doğru bir yolda olduğu gözleniyor.

Google, Hileli AdWords Hesaplarını Yasaklamaya Başladı

Google AdwordsEkim ayında Search Engine Land web sitesi üzerinde yayımlanan haberde, Google‘ın şüpheli içeriğe sahip uygulamaları sitesi üzerinden yayımlayan ve Google AdWords üzerinden ilgili sitenin tanıtımını yapan siteleri kaldıracağı duyurulmuştu. Ancak o zaman, Google’dan konu ile ilgili detaylı bir açıklama gelmemişti. Sitenin yazarı Barry Schwartz, Google’ın AdWords Kurumsal Ürün Yönetim Direktörü Nick Fox’tan aldığı yeni bilgilere göre ilgili yasaklamaların bu hafta başından itibaren başladığı doğrulanmış oldu.

Google artık AdWords üzerinde şüpheli girişimlerde bulunan siteleri çok daha hızlı bir şekilde yasaklamaya başlayacak. Yasaklar site seviyesinden de öte, AdWords hesabı bazında olacak. Geçmişte Google, bazı sitelerin AdWords üzerinden reklam vermesini yasaklamıştı. Şimdi, eğer reklamveren kişi kalıcı olarak yasaklanmışsa, onların halihazırda sahibi oldukları tüm hesaplar ve gelecekte açacağı yeni hesaplar da otomatik olarak yasaklanacak. Google’ın yasaklanan site sahiplerinin yeni AdWords hesabı açmasının önüne nasıl geçeceği hakkında kendisine yöneltilen soruya Fox, detaylı bilgi vermekten kaçınırken bu kişileri tesbit edebilecek güçlü bir algoritmaları olduğunu da söylemekle yetindi.

Hızlı artan hesap yasaklamaları Ekim ayında başlamıştı ancak Fox, özellikle bu haftadan itibaren yasaklanan sitelerin / hesapların sayılarında önemli artışlar olacağını belirtti. Ancak bu sefer, yasaklar bir öncekine göre iki açıdan farklı olacak:

  1. Yukarıda da açıklandığı gibi yasaklamalar kalıcı olacak.
  2. İletişim süreci eskisine nazaran çok daha net olacak.

Google, hesapları / siteleri yasaklanan reklamverenleri elektronik posta yolu ile uyaracak. Reklamverenlere gönderilen elektronik postada, sitelerinin yasaklandığı ve bu yasağa karşı çıkmak için yapılması gerekenler listelenecek. Yasaklanan reklamverenlerin gelen elektronik postaya cevap vermeleri ise “itiraz sürecini” başlatacak. Gönderilen her yanıta, ilgili hesaba bakan bir Google yetkilisi cevap verecek.

Önümüzdeki birkaç gün içerisinde pek çok reklamverenin hesabı yasaklılar listesine eklenecek. Fox’a kaç adet hesabın yasaklılar listesine ekleneceği sorulduğunda net bir cevap vermekten kaçınan Fox, müşterilerin sadece küçük bir kesiminin yasaklılar listesine ekleneceğini belirtti (ancak Google’ın müşterilerinin küçük bir kesiminin bile binlerle ifade edilebileceğini unutmayalım).

Peki Google neden bu adımı atıyor? Bana soracak olursanız günümüzde İnternet üzerinden sahtecilik daha önce hiç olmadığı kadar yoğun bir şekilde kullanılıyor. Google 2005 yılından bu yana İnternet üzerindeki sahte siteleri gerek kendi algoritmalarını kullanarak gerekse de çalışanları aracılığı ile artan bir başarı oranı ile algılayabiliyor. Günümüzde ise sahibi oldukları inanılmaz bilgi veritabanı sebebiyle yeni siteler neredeyse İnternet üzerindeki yerini alır almaz fark edilebiliyor.

Umarız bu yazıyı okuyan okurlarımızın hesapları Google tarafından yasaklanmamıştır ya da buna yol açacak siteler ile ilgilenmiyorlardır. SEOmium olarak daima kaliteli ve etik SEO / SEM çalışmalarını destekledik ve bundan böyle de bu yöndeki desteğimiz sürecek.

Google Yeni Sidebar Üzerinde Çalışıyor

Google’ın Arama Birimi ve Kullanıcı Deneyimi Kıdemli Başkan Tardımcısı Marissa Meyer’e göre Google şirketin ana ürünü olan arama motorunun kullanıcı deneyimini iyileştirmek üzerine çalışıyor. Meyer, müşterilerinin Google’ın arama arabiriminin öngörülemez olduğunu düşündüklerini belirtiyor.

Bu sorunu gidermek için Google, şirketin arama motorunun arabiriminde bazı yeniliklere gitmeye hazırlanıyor. Bu yeni arabirim bir süre sonra şirket kullanıcılarının belirli bir kesiminin kullanımına açılacak. Arabirimde en çok dikkat çeken özellik olarak sol kısımda görülen yan bar yer alıyor. Şimdilik bu yan barın bir benzerine “arama seçenekleri” bağlantısına tıklanarak ulaşılabilmesine rağmen yeni bu arabirimde bu barın görünümü çok daha güzel.

Search Engine Land üzerinde yayımlanan aşağıdaki resimden de görebileceğiniz üzere aramanızı resimlere, kitaplara, haberlere, haritalara vb diğer Google ürünlerinin sunduğu arama sonuçları ile sınırlandırabiliyorsunuz. Ayrıca yine bu yeni yan bar üzerinde arama sonuçlarının zaman aralığı gibi bazı filtreleri etkinleştirebileceğiniz gibi alakalı aramalar ile ilgili öneriler de alabiliyorsunuz.

Sidebar

Bu durum özellikle “ne kadar az o kadar iyi” anlayışını tüm ürünlerinin arabirimlerinde kullanan Google için büyük bir değişim. Ancak Google’ın sunduğu hizmetlerin sayısı arttıkça ve arama sonuçları gün geçtikçe o an dünya üzerinde bulunduğunuz konuma göre daha çok değiştike, Google’ın bu tip değişiklikleri en azından denemesi bizce önemli bir gelişme.

Google’ın bu yeni arabirimi hakkındaki görüşleriniz neler? Yorumlarınızı bekliyoruz.

Müşteri Açısından Google Chrome OS Yansımaları

Google geçtiğimiz hafta Perşembe günü şirketin işletim sistemi Google Chrome OS hakkında resmi bir “durum güncellemesi” etkinliği düzenledi. İlgili etkinlik sırasında şirketin işletim sisteminin kaynak kodlarını yayımlayacağını (açık kaynak) öğrendik. Ayrıca yine ilgili işletim sisteminin (şimdilik) netbook adı verilen ve düşük performanslı taşınabilir bilgisayarlara yönelik olarak geliştirileceğini de öğrendik. Google, kullanıcılarına daha iyi bir netbook deneyimi yaşatmak için çeşitli donanım geliştiricileri ile de birlikte çalışıyormuş (tam boyutlu klavye, biraz daha büyük ekran vs.). Son olarak ilgili işletim sisteminin yer alacağı bilgisayarların müşterilerin ana bilgisayarları yerine ikincil bilgisayarlarında kullanılmasını hedeflediği de öğrenilen bilgiler arasındaydı.

Şirketin kendini bu alanda pozisyonlamak istemesi gerçekten önemli.

Google Ürünleri Başkan Yardımcısı Sundar Pichai Chrome OS etkinliği sırasında hangi donanım üreticileri ile birlikte çalışıldığı hakkında henüz bir bilgi vermese de tüm olağan şüphelilerin (Acer, Adobe, ASUS, Freescale, Hewlett-Packard, Lenovo, Qualcomm, Texas Instruments ve Toshiba) konu ile ilgili olduğunu inanılıyor.

Perşembe gününden bu yana Google Chrome işletim sisteminin başarılı mı yoksa başarısız mı olacağına dair pek çok web sitesinde haberler yer alıyor. Perşembe günkü etkinlikteki tartışmaların çoğu daha çok işletim sisteminin teknik detaylarına yönelikti: “stack” (küme), Linux çekirdeği, güvenlik, chipler, kodu vb. Ancak ben “teknik özellikler” kısmından bir adım daha geriye gitmek ve Chrome/Google netbook ürününe müşteri açısından bakmak istiyorum, çünkü ürünün başarılı mı yoksa başarısız mı olacağı buradan alınacak sonuçta yatıyor.

Birkaç yıl önce, aralarında benim de bulunduğum birçok kişi, Mac bilgisayarları satın almaktan çekiniyorlardı zira buna gerekçe olarak Windows ve onunla uyumlu Microsoft yazılımlarının pazardaki hakim konumu gösteriliyordu. Ayrıca insanlar, Windows işletim sistemine sahip bilgisayarların sayısının Mac bilgisayarlara oranla çok fazla olmasından dolayı iki farklı işletim sistemi arasında oluşabilecek ağ sorunlarından da yakınıyordu. O zamandan bu yana pek çok şey değişti (İnternet’in yükselişi de bunlardan biri) ve Microsoft artık bilgisayar arenasında müşterilerine eskiden olduğu gibi bu taktiği uygulayamıyor. Hatta şirket, bir adım daha öteye gitmiş ve televizyon reklamlarında doğrudan Mac bilgisayarları hedeflemeye ve Apple mağazalarının benzerlerini “Microsoft Store” adı altında Amerika Birleşik Devletleri’nin pek çok eyaletinde açmaya başlamış durumda.

Chrome netbookları ile, Google insanların Windows dışında bir işletim sistemine sahip bilgisayar satın alma fikrine çok yatkın oldukları bir anda bu pazara giriyor. Mac satışları da elbette bunu yansıtıyor. Buna rağmen Linux ve çeşitli Linux tabanlı işletim sistemleri (örneğin Ubuntu) ne yazık ki müşteriler arasında beklenen etkiyi oluşturabilmiş değil, bu sebepten ötürü bu işletim sistemlerine sahip bilgisayarlar ticari başarılar elde edemediler. Microsoft’un bu küçük ve ucuz taşınabilir bilgisayarı çeşitli pazarlama araçları aracılığı ile desteklemesinin ardından müşteriler de bu duruma sıcak baktılar ve görünüşe bakılırsa şirket, netbook pazarının da hakimi konumuna gelmiş durumda.

Şimdi Google ve Chrome ile bu Windows tabanlı netbooklara güçlü bir alternatif gelmek üzere. Apple’ın aylardır “ha çıktı ha çıkacak” denilen tablet bilgisayarını bir yana bırakırsak, şirket kendi kalite standartlarını içerecek ucuz bilgisayarlar üretemeyeceğini her fırsatta dile getiriyor. Perşembe günkü etkinlikten sonra bir başkasından duyduğuma göre Google, Chrome işletim sistemine sahip bilgisayarlarında Google markasını kullanmak isteyen firmalardan bir lisans ücreti talep edecekmiş. Şirketin mobil cihazlar için geliştirdiği ve yine açık kaynaklı olan Android işletim sistemine sahip telefonlarda Google markası kullanılıyor ancak şirket bunun için herhangi bir lisans ücreti talep etmiyor.

Chrome işletim sisteminin ve Android’in pek çok açıdan birbirlerine benzer olduğunu düşünüyorum. Aslında Google’ın kurucu ortağı Sergey Brin, Chrome işletim sisteminin ve Android’in gelecekte bir şekilde tek bir ürün haline geleceğini söyledi (halihazırda bazı firmalar Android işletim sistemini tablet bilgisayarlara ve netbooklara yerleştirmeye başladı bile).

Google ortaklığı ya da belirgin Google markası, bana göre, Windows-dışı ve Mac-dışı makinelerin kullanıcıların gözünde saygınlık kazanabilmesi açısından önemli. Google markasına sahip bir “Google PC” ya da “İnternetbook” müşterilerin dikkatini çekecektir, özellikle öğrencilerin ve genç kullanıcıların. Bunun yanısıra, Google’ın ilgili işletim sistemini “ikincil bilgisayarlara yönelik” olarak geliştirdiğini açıklaması, ilgili işletim sistemi üzerinde oluşabilecek olası Windows ya da Mac bilgisayarın yapabildiği her şeyi yapabilmeli baskısını hafifletecektir. İnsanlar, bu ürünü farklı bir açıdan bakarak değerlendireceklerdir. Bu sayede ilgili ürün üzerinde herhangi bir Microsoft yazılımının olmayacak oluşu bir problem oluşturmayacaktır (iTunes’un olmayışı problem oluşturabilir).

Bu durum bizi muhtemelen konunun en önemli noktasına getirmektedir: fiyat.

Mac bilgisayarlar her ne kadar “premium” donanım ürünleri alanında ayakta kalabilse de, PC dünyasının geri kalanı sürekli olarak birbirleriyle bir “ucuzluk” yarışı içerisindeler. Bu durum özellikle netbooklar için geçerli. Netbooklar, özellikle küresel ekonomik kriz sırasında PC pazarının en çok satan ürünleri oldular, çünkü daha ucuzlar. Herkes insanların netbookları sadece ucuz oldukları için satın aldıklarını düşünürken, NPD Group’un yaptığı bir araştırmada netbook satın alanların %60′ının satın aldıkları ürünü bir kez bile olsun evden dışarı çıkarmadıklarını gösteriyor (Elbette insanlar ilgili bilgisayarı evin içinde farklı odalarda kullanıyor olabilir ancak bu netbookların taşınabilir olmasından kaynaklanıyor).

Amazon üzerinde en çok satan netbookların hepsi 300 $’ın altında bir fiyata sahip. Bunun yanısıra, gerek Amerika Birleşik Devletleri’nde, gerekse de diğer ülkelerdeki pek çok GSM şebekesi, kullanıcılarla yaptıkları iki yıllık sözleşme karşılığında uygun fiyata netbook veriyorlar. Birleşik Devletler’de Sprint, AT&T ve Verizon, iki yıllık hizmet sözleşmesi karşılığında 199 $’a netbook satışı yapıyorlar.

Google Chrome etkinliğinde herhangi bir şekilde fiyattan konuşmak istemedi zira ilgili işletim sistemi açık kaynaklı olduğundan, fiyat belirlemesi tamamen donanım üreticilerinin insiyatifine kalmış durumda. Buna rağmen Google, Google/Chrome netbook’unun başarılı olabilmesi için ilgili işletim sistemini içeren bir bilgisayarın fiyatının en azından 400 $’ın altında olması gerektiğini ve bu bilgisayarların fiyatının ortalama 200 $ olması gerektiğini biliyor. Görünüşe göre Google ve ortakları, müşterilerin dikkatini gerçekten çekebilmek için GSM şebekeleri ile ortaklı yapma yoluna gidebilirler. Birleşik Devletler’de Google-Android ile ilişkisi sebebiyle Verizon’un hiç şüphesiz bunu yapacağını düşünüyorum.

Google, ilgili işletim sistemine sahip bilgisayarların 2010 yılının tatil dönemine (Kasım – Aralık ayları) kadar satışta olacağına söz verdi. Elbette bu bilgisayarların satılabilmesi ve başarılı olabilmesi için ilgili işletim sistemi ile sorunsuz çalışması gerekiyor. Ancak eninde sonunda işe müşteri açısından bakacak olursak elde edeceğimiz sonuç şu olacaktır: Eğer Google ve ortakları 300 $ ya da daha ucuza bir cihaz geliştirebilir ve ilgili cihaz Google markasını taşırsa ve yine bu cihaz evinizdeki bilgisayarın yerini alacak bir cihazdan ziyade dışarıda kullanabileceğiniz ve sürekli olarak İnternet’e bağlı bir cihaz olarak pazardaki yerini alırsa, o zaman bu durumda kazanan kesim müşteriler olacaktır.

Google Sonunda Webmaster Araçları’ndan PageRank’i Kaldırdı

GoogleGoogle’ın yakında PageRank algoritmasını kaldıracağına yönelik dolaşan söylentiler sanırız gerçek.

Google son günlerde şirketin Webmaster Araçları adı altında yayımladığı uygulamasında irili ufaklı pek çok değişiklik yapıyor. SEO Web Help sitesinde yayımlanan habere göre şirket, Google Webmaster Araçları üzerinden sayfalarınızın ortalama PageRank değerlerini görebileceğiniz kısmı kaldırmış durumda. Ancak şirketin Google araç çubuğu üzerinden PageRank bilgilendirmesi halen devam ediyor. Peki Google PageRank’i tüm ürünlerinden kaldırdığında yeni algoritmasına ne isim verecek?

SEO üzerine çalışan kişiler, Google’ın PageRank değerlerini arama sonuç sayfalarından kaldırdığını duyduğunda sevinmişti. Peki Google PageRank yerine ne isim kullanacak? Haberde, Google’ın yeni algoritmasına WebRank adını vereceği belirtiliyor. Peki yeni Web Rank nasıl çalışacak?

Görünüşe göre Google, algoritmasını değiştirdi ve herhangi bir siteden alınan linkler yerine sitenizin konusu ile benzer konuda içeriğe sahip sitelerden alınan linklere bakacak. Eğer ilgili sitelerden link alıyorsanız ve sitenizde de kaliteli içerik bulunuyorsa, o zaman SEO sıralamasındaki bu değişiklik sizi etkilememeli. Görünüşe göre sadece başka sitelerden link satın alarak SEO yapan kişi ve kurumlar için kötü günler kapıda.

Bu konudaki görüşleriniz neler? Bu tip bir değişikliğin yürürlüğe girmesi durumunda siteniz bundan nasıl etkilenecek? Yorumlarınızı bekliyoruz.